Sevgi Bahçesi

Sevgi Bahçesine Hoşgeldiniz Sayın Misafirimiz,Siteye giriş yaptığınız için teşekkürler.Eğer Üye olursanız ,Forum dan daha fazla yararlanabilirsiniz.Ayrıca forumun gelişmesine katkıda bulunmuş olursunuz.

Join the forum, it's quick and easy

Sevgi Bahçesi

Sevgi Bahçesine Hoşgeldiniz Sayın Misafirimiz,Siteye giriş yaptığınız için teşekkürler.Eğer Üye olursanız ,Forum dan daha fazla yararlanabilirsiniz.Ayrıca forumun gelişmesine katkıda bulunmuş olursunuz.

Sevgi Bahçesi

Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

Yüreğine Sevgi Yağmurlarından Bir Damla Düşenlerin Forumu


    Satır Aralarına Ordum Yoklugunun Sancılarını

    FerahBurcu
    FerahBurcu
    Süpermoderatör
    Süpermoderatör


    Mesaj Sayısı : 354
    Kayıt tarihi : 11/08/09

    Satır Aralarına Ordum Yoklugunun Sancılarını Empty Satır Aralarına Ordum Yoklugunun Sancılarını

    Mesaj  FerahBurcu Cuma 4 Ara. - 13:58:26

    SATIR ARALARINA ÖRDÜM YOKLUĞUNUN SANCILARINI





    Satır Aralarına Ordum Yoklugunun Sancılarını UNUTULAN_yalnizlik





    SATIR ARALARINA ÖRDÜM YOKLUĞUNUN SANCILARINI



    “Sen üzülme diye satır aralarına ördüm yokluğunun sancılarını. Duyup ağlama diye bir saçak altına sığınıp şimşek gürültülerinde yutkundum sensizliğin çığlıklarını.”



    Yüreğinde bir bahar göremeden, kanayan yaralarımı iyileştirmeden çekip gittin… Gitmeliydin, hiçbir zaman dönmeyecek şekilde yüreğimde sana dair ne varsa alıp gittin. Gittin diyorum, hiçbir zaman yüreğime gelmemiştin sen. Evet, bu cümleyi kurmamak için ne savaşlar verdim yüreğimin hücrelerinde bir bilsen! Seni üzmemek için acılarımda demlenmiş bu cümleyi, hep erteledim dudaklarımdan. Yalnızlığında depreşen yaralarımı görme diye kalemi kırdım, ismini anan dudaklarıma kilit vurdum seni üzecek tek bir kelime söylemesin diye. Sen varken taze tomurcuklar açan kelimelerim yokluğunda paslansın istedim.



    Sen benim canımdın. Sana ve gözyaşlarına kıyamadım işte. Sana acı vermemek için yüreğimdeki “sen”den kaçtım. Senin olduğun her yerden uzaklaştım. Hayattan, bu satırlardan, kısacası her şeyden kaçtım; unutmak için değil, senin gidişini kendimden gizlemek için. Gitmelerini erteledim yüreğimin kıyılarında. Bitkisel hayata girmiş varlığını kendi soluğumla yaşatmak istedim. Soluğu tükenmiş bir cana “ canımı “ verircesine yokluğuna anlatan kelimelerden kaçtım…Canımdan canımı koparıp biraz daha varlığında gülümseyebilmek için kendimi seni hatırlatan kelimelerle avuttum. Kendimi “ yalnızlığımla “ aldattım. Gidişlerine kaç kuyruklu yalan uydurdum. Kaç kez kaçınılmaz bu gerçekle aynalarda yüzleşmekten korktum. Hiçbir zaman dillendiremedim senin gidisini hatırlatan kelimelerle. Ama yutkunamadım, dudaklarıma kilit vuramadım işte . “Hiçbir zaman yüreğime gelmemiştin sen.” Gece olup herkes evine döndüğünde anladım senin bir daha dönmeyecek şekilde gittiğini. Gittin, hiçbir zaman geri gelmeyecektin…



    Varlığındayken her gece aradığın vakitlerde ben hâlâ sen ararsın diye seni bekledim sen kokan köşelerde. Seni bekledim hep. Seni beklerken karanlıklarla oyalandım biraz. Körebe oynadım zamanla. Kovalayan yalnızlıktı, ben ise sana ve varlığına kaçan oldum. Hep yokluğuna “ebe” oldum bilmediğim oyunlarda… Göz yaşlarımı avuç içlerimde saklayıp seni bekledim zamanın kor saatlerinde. Seni götüren tarihi, alnımın ortasına bir mıh gibi çaktım. Ve hâlâ gittiğin günde hâlâ bıraktığın yerdeyim…Bir gün gelecekmişsin gibi seni bekliyorum sen kokan köşelerde…



    Hatırlar mısın bilmiyorum; senden önceki terk edişlerimi yazdım sana. Acılarımı katık yapıp aynı sofrada paylaşmadık mı seninle? Hüznün içinde umutsuz kaldığımda “Pes etmeler bize göre değil, yılmak da öyle. Şimdi hadi tut ellerimden. Gir hadi yüreğimden içeri böyle hüzünlü olduğun zamanlar. Orada cennetten bir köse var senin için. Kuşlar, çiçekler, kelebekler. Orada biraz mutluluk doldur yüreğine, huzur doldur. Sığınağın olsun orası, sığındığın. İçinde akan derede yıkan ve sıyrıl tüm acılarından.” satırları geliyor dilimin ucuna. Yüreğim ise her satırında seni arıyor. Susup bakakalıyorum senden kalan tek hatıra bu satırlara…



    Huzur arıyorum gözlerindeki mutluluk ülkelerinin baharlarında. Sığınak arıyorum yalnızlığın ayazlarından kaçıp yüreğimi ısıtabileceğim. Seni arıyorum, lâkin yüreğimde bulamıyorum. Ruhum gitti derken, yüreğim kabullenmiyor gidişini... Ruhumla kalbim arasında tek başıma kaldım. Gittin mi yoksa giden sadece mevsimler miydi bilemiyorum. Bildiğim tek bir şey var: yalnızlığında yetim, karanlıklarda sensiz kaldım…



    Bu satırları yazarken annem ile kız kardeşim yan odada ben ise sessizce göz yaşlarımla sana akıyordum senin sırtınmış gibi yokluğunu hatırlatan duvarlara yaslanarak… Hiçbir zaman gelmeyecek olsan da imkânsızlığına bırakıyordum fakir kelimelerimi. Ağlıyordum, sesimi kimseler duymasın diye ağzımı ellerimle kapatıp ağlıyordum. Yüreğim gözyaşlarını giyinip sana ve yalnızlığa akıyordu kirpiklerimden. Biliyorum ki bu göz yaşlarım senin için. Kirpiklerimden akan her göz yaşına bir dua ekledim canım. “Benim her ıslak gözyaşım sana umut dolu bir gülücük olarak dönsün!” duasını dudaklarıma ilmekleyip sana bıraktım ıslak göz yaşlarımı… Ve mektubu okurken ağlarsan, dokunma gözyaşlarına, bırak aksın yüreğin satırlara, toprağa. Aksın ki susuz kalmış ceylanlar göz yaşlarınla beslensin.



    Sen bu satırları okurken ben tek hayâlimiz olan kızımıza “sonbahar mektupları” yazıyor olacağım. Gittiğin günün tarihini kaderime mühürleyip yalnızlığın demli çayından sensizliğini yudumlayacağım. Seni anacağım yıldızların karanlıklarla dansını izlerken. Ve yağmur yağarken yüreğine dokunacağım usulca… Bir gün kavuşmamızın ahretin güneşinde olacağını düşünerek ismini anacağım imkânsızlığın kor saatlerinde. Eline yıldızları, yüreğine beni alarak gelmeyecek olsan da her zamanki gibi gecenin en dar vaktinde seni bekliyor olacağım..


    Her kelimem yalnızlığa tutsak.
    Her gülüşüm sana uzak.
    Yüreğimle yüreğine dokunsam,
    Gülüşün düşer haramın avuçlarına.
    Göz yaşlarımı yüzüne bıraksam,
    İmkânsızlık düşer hasret paydalarımıza.




    Güneşler kurutmaz ıslak kirpiklerimizi.
    Şarkılar avutmaz ikimizi de.
    Gün gelir,
    Gözlerimizden akan
    Yaş olur ayrılığımız.
    Gün gelir,
    Yüreğimizi yakan
    Yangın olur yalnızlığımız.
    Gün gelir,
    Yoklukta yüreğimizi dayandığımız sırt,
    Uçurumlarda tutunduğumuz bir dal olur
    İmkânsızlığımız.




    Ve bir gün Cennetin köşelerinde
    Sarıldığımız gül kokulu bir sevda olur
    Islak göz yaşlarımız…




    İSMAİL SARIGENE

      Forum Saati Cuma 3 Mayıs - 0:09:16